6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem yaşandı: Mw 7.7 büyüklüğündeki Pazarcık ve aynı gün öğleden sonra Mw 7.6 büyüklüğündeki Elbistan depremi. Sarsıntılar 11 ili etkiledi; on binlerce bina yıkıldı ya da ağır hasar gördü ve ülkemiz çok büyük bir can kaybıyla sarsıldı. Kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Mühendislik olarak bu acıdan çıkarılabilecek en anlamlı sonuç ise şudur: yıkım kader değildi; incelenen binaların büyük bölümünde ölçülebilir, önceden tespit edilebilir yapısal kusurlar vardı. Aynı kusurların önemli bir kısmı İstanbul’un yapı stoğunda da bulunuyor.
6 Şubat 2023’te ne yaşandı?
Aynı gün içinde, birbirine yakın iki fay segmenti üzerinde Mw 7.7 ve Mw 7.6 büyüklüğünde iki deprem meydana geldi. Tek başına her biri “büyük deprem” sınıfındaki bu iki sarsıntının art arda gelmesi, geniş bir coğrafyada yapı stoğunu iki kez ve farklı doğrultularda zorladı. Etkilenen 11 ilde hasar, bölgeden bölgeye çarpıcı biçimde değişti: aynı mahallede yan yana duran iki binadan biri ayakta kalırken diğeri tamamen göçebildi. İşte bu fark, depremin değil binaların farklı olduğunu gösteren en önemli gözlemdi.
Depremlerin hemen ardından İTÜ, ODTÜ gibi üniversitelerin inşaat ve deprem mühendisliği ekipleri bölgeye giderek saha incelemeleri yaptı ve bulgularını raporlar hâlinde yayımladı. Bu raporlar tek tek okunduğunda dikkat çeken nokta, farklı ekiplerin farklı illerde büyük ölçüde aynı kusur listesine ulaşmış olmasıdır.
Saha raporlarında hangi kusurlar tekrar tekrar karşımıza çıktı?
Ağır hasarlı ve yıkılmış binalarda en sık belgelenen kusurlar şöyle özetlenebilir:
- Düşük beton dayanımı: Projede öngörülenin çok altında, elle ufalanabilen betonlar. Betonun gerçek dayanımı ancak karot testiyle ölçülebilir.
- Yetersiz ve seyrek etriye: Kolon ve kirişlerde sargı donatısının az, aralıklarının geniş, kancalarının kusurlu olması; kolonun deprem altında ani ve gevrek biçimde ezilmesine yol açar.
- Yetersiz bindirme boyu ve kenetlenme: Donatıların birbirine ve betona yeterince “tutunamaması”; eleman kapasitesine ulaşamadan sıyrılma yaşanması.
- Yumuşak/zayıf kat: Zemin katı dükkân ya da garaj olarak boşaltılmış binalarda ilk göçen katın zemin kat olması. Bu düzensizliği ayrı bir yazıda ayrıntılı anlattık.
- Kısa kolon: Bant pencere ve yarım duvarların kolonun serbest boyunu kısaltması sonucu oluşan gevrek kesme kırılmaları.
- Ağır kapalı çıkmalar: Üst katların sokağa doğru taşması; hem kütleyi hem düzensizliği artıran, göçme anında dışa devrilmeyi kolaylaştıran bir uygulama.
- Zemin büyütmesi: Alüvyon ovalara kurulu yerleşimlerde sarsıntının büyüyerek hasarın belirgin biçimde yoğunlaşması.
- Proje dışı tadilatlar ve denetim eksikliği: Taşıyıcı duvar ve kolonlara projede olmayan müdahaleler; inşaat aşamasında etkin denetimin bulunmaması.
Madalyonun öbür yüzü de kayda geçti: güncel deprem yönetmeliğine uygun projelendirilen ve inşaatı denetlenen binaların genel olarak belirgin biçimde daha iyi performans gösterdiği gözlendi. Yönetmeliğin ne istediğini merak ediyorsanız TBDY 2018 rehberimize bakabilirsiniz.
Bu bulgular İstanbul için neden önemli?
Çünkü İstanbul’un yapı stoğu, kusur profili bakımından deprem bölgesindeki stoktan çok da farklı değildir. İstanbul’daki binaların önemli bölümü 2000 öncesinde, bugünkünden daha gevşek yönetmelik ve denetim koşullarında inşa edildi. Zemin katı dükkâna açılmış apartmanlar, düşük dayanımlı beton, projeye işlenmemiş tadilatlar İstanbul’da da yaygın. Üstelik Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara kolunda büyük bir deprem beklentisi, bilim kurumlarınca uzun süredir dile getiriliyor.
Aşağıdaki tablo, saha raporlarındaki her kusurun İstanbul’daki tipik karşılığını ve mühendislik çözümünü eşleştiriyor:
| Saha Raporlarındaki Kusur | İstanbul’daki Karşılığı | Tespit ve Güçlendirme Çözümü |
|---|---|---|
| Düşük beton dayanımı | 2000 öncesi, hazır beton kullanılmamış apartmanlar | Karot testi + mantolama |
| Yetersiz/seyrek etriye | Eski yönetmelikle detaylandırılmış kolonlar | Kolon güçlendirme ve sargılama |
| Yumuşak/zayıf kat | Zemin katı dükkân/garaj olan binalar | Zemin kata betonarme perde eklenmesi |
| Kısa kolon | Bant pencereli okul, atölye ve zemin katlar | Sargılama ya da dolgu düzeninin yeniden kurgulanması |
| Ağır kapalı çıkmalar | Sokağa taşan çıkmalı eski apartmanlar | Performans analizine göre kütle/rijitlik dengelemesi |
| Proje dışı tadilat, denetimsizlik | Duvarı kaldırılan dükkânlar, kaçak kat ve ekler | Riskli yapı tespiti + performans analizi |
Yıkımın “kader” olmadığını nereden biliyoruz?
Aynı sarsıntıya maruz kalan komşu binalardan birinin ayakta kalıp diğerinin yıkılması, sonucu belirleyenin deprem değil binanın kendisi olduğunu gösterir. Saha raporlarındaki kusurların ortak özelliği şudur: hepsi deprem olmadan önce ölçülebilir niteliktedir. Beton dayanımı karotla, donatı düzeni taramayla, kat rijitlikleri ve düzensizlikler bilgisayar modeliyle bugünden belirlenebilir. Yani 6 Şubat’ta yıkılan binaların zayıflıkları, doğru inceleme yapılsaydı önceden bilinebilir durumdaydı.
Bu, İstanbul için umut verici bir çıkarımdır: risk görünmez değildir. Deprem performans analizi, bir binanın TBDY 2018’e göre hangi performans düzeyinde olduğunu sayısal olarak ortaya koyar; analiz sonucuna göre kurgulanan güçlendirme projesi de bu açığı kapatmanın mühendislikçe tanımlı yoludur.
İstanbul’da bina sahibi bu derslerden nasıl yararlanmalı?
Kahramanmaraş bulgularını kendi binanıza uygulamak için izlenecek yol bellidir ve sırasıyla şu adımlardan oluşur:
- Ön değerlendirme: Binanın yaşı, kat düzeni, zemin katın kullanımı ve geçirdiği tadilatlar yerinde incelenir. 2000 öncesi ve zemin katı boşaltılmış binalar önceliklidir.
- Malzeme tespiti: Karot ve beton testleriyle mevcut beton dayanımı, tarama cihazlarıyla donatı düzeni belirlenir.
- Performans analizi: Bina bilgisayar ortamında modellenir; yumuşak kat, kısa kolon gibi düzensizlikler ve genel performans düzeyi hesapla ortaya konur.
- Karar ve uygulama: Sonuca göre betonarme güçlendirme, perde ekleme veya kolon güçlendirme projelendirilir; yapı can güvenliği düzeyine getirilir.
En önemli ders: Önlenebilirlik
2023 Kahramanmaraş depremlerinin İstanbul’a bıraktığı en önemli ders, yıkımın nedenlerinin bilinmez olmadığıdır. Saha raporlarında sayılan her kusurun bugün bir tespit yöntemi ve bir güçlendirme çözümü vardır. Deprem tarihini ve büyüklüğünü seçemeyiz; ama depremi karşılayacak binanın durumunu ölçmek ve iyileştirmek tümüyle elimizdedir. İstanbul için doğru soru “deprem olacak mı” değil, “binam o güne hazır mı” sorusudur — ve bu sorunun cevabı tahminle değil, mühendislik incelemesiyle verilir.