Türkiye’de deprem bilimi konusunda ender görülen bir durum var: Marmara depremi konusunda bilim insanları büyük ölçüde hemfikir. Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içindeki kolu uzun süredir büyük deprem üretmedi ve bilim kurumları bu bölgede büyük bir depremi yüksek olasılık olarak değerlendiriyor. Ancak aynı bilim insanları bir konuda daha hemfikir: depremin tarihi bilinemez ve yapılması gereken tek şey, depremi beklemek değil binaları hazırlamak.
Kuzey Anadolu Fayı neden bu kadar konuşuluyor?
Kuzey Anadolu Fayı (KAF), dünyanın en aktif yanal atımlı faylarından biridir. Bu fayı bilim dünyası için özel kılan şey, 20. yüzyıl boyunca sergilediği olağandışı düzenli davranıştır: fay üzerindeki büyük depremler doğudan batıya doğru göç eden bir kırılma dizisi izledi.
1939 Erzincan depremiyle başlayan bu dizi, on yıllar içinde fay boyunca batıya ilerledi ve 1999’da Gölcük ve Düzce depremleriyle Marmara’nın doğu kapısına dayandı. Bu göç, bilimsel olarak iyi belgelenmiş bir olgudur ve deprem biliminin en çok incelenen örneklerinden biridir. Dizinin batıya doğru ilerleyişi, gözlerin doğal olarak fayın henüz kırılmamış Marmara bölümüne çevrilmesine neden oldu.
Marmara Denizi’ndeki “sismik boşluk” ne anlama geliyor?
Fayın Marmara Denizi içinden geçen koluna Ana Marmara Fayı denir. Bu segment, 1766’dan bu yana büyük deprem üretmemiştir ve bu nedenle bilimsel yayınlarda “sismik boşluk” olarak kabul edilir: komşu bölümleri kırılmış, kendisi ise uzun süredir suskun kalmış bir fay parçası.
Sismik boşluk kavramı, deprem biliminde bir bölgeye dikkat çekmenin en güçlü gerekçelerinden biridir. Fay hareket etmeye devam ettiği hâlde enerji boşalmıyorsa, birikim sürüyor demektir. Bilim kurumlarının İstanbul yakınında büyük deprem olasılığını yüksek değerlendirmesinin temeli budur. Bu, bir kehanet değil; fayın belgelenmiş geçmişine dayanan bilimsel bir çıkarımdır.
Marmara depremi ne zaman olacak?
Bu sorunun bilimsel olarak dürüst tek cevabı şudur: bilinmiyor ve önceden bilinemez. Deprem biliminin bugünkü düzeyi, dünyanın hiçbir yerinde bir depremin gününü, ayını veya yılını önceden belirleyemiyor. Öngörülebilen şeyler depremin yeri (hangi fay, hangi segment) ve büyüklük aralığıdır; zamanı değildir.
Bu yüzden Kandilli Rasathanesi (KOERİ) ve AFAD, tarih veren açıklamalar karşısında hep aynı uyarıyı yapar: deprem “kehanetlerine” itibar edilmemelidir. Sosyal medyada dolaşan “şu tarihte olacak” türü paylaşımların bilimsel bir dayanağı yoktur. Belirsizlik rahatsız edicidir ama bilimin sunduğu çerçeve tam da bu belirsizlik nedeniyle nettir: madem zaman bilinemiyor, hazırlık depremden önce ve bugün yapılmalıdır.
Kandilli ve AFAD ne söylüyor?
Kandilli Rasathanesi ve AFAD, Marmara bölgesini istasyon ağlarıyla 7 gün 24 saat kesintisiz izler. Her iki kurumun kamuoyuyla paylaştığı bilimsel duruş üç başlıkta özetlenebilir:
- İzleme süreklidir: Marmara’daki sismik etkinlik anlık olarak kaydedilir ve depremler dakikalar içinde kamuoyuna duyurulur.
- Zaman öngörüsü yoktur: Hiçbir izleme ağı, depremin tarihini önceden veremez. Kurumların tarih vermemesi bilgi saklamak değil, bilimsel dürüstlüktür.
- Hazırlık esastır: Kurumların vatandaşa yönelik mesajı, söylenti takip etmek yerine bina güvenliği ve afet hazırlığına odaklanmaktır.
Naci Görür ve yer bilimciler neyi vurguluyor?
Prof. Dr. Naci Görür başta olmak üzere birçok yer bilimci, kamuoyuna açık konuşmalarında ve yayınlarında yıllardır aynı çağrıyı tekrarlıyor: Marmara depremine şimdiden hazırlanın. Bu isimlerin ortak mesajı, dikkatle okunduğunda korkutucu değil yol göstericidir:
- Sorun depremin kendisi değildir. Deprem, fayın doğal davranışıdır ve engellenemez. Can kaybına yol açan şey sarsıntı değil, sarsıntıya dayanamayan binalardır.
- Asıl risk hazırlıksız yapı stoğudur. Yaşlı, denetimsiz veya güncel yönetmelik öncesi yapılmış binalar, riskin gerçek adresidir.
- Çözüm bina bazındadır: her binanın tek tek incelenmesi (tespit), yetersiz bulunanların güçlendirilmesi ya da dönüştürülmesi.
2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından bilim çevrelerinin İstanbul vurgusu daha da güçlendi. Maraş depremleri, bilimin yıllardır söylediği şeyi acı biçimde doğruladı: aynı sarsıntıda kimi binalar ayakta kalırken kimileri yıkıldı ve farkı yaratan, binaların mühendislik kalitesiydi. Yapı denetimi, güncel deprem yönetmeliği ve doğru uygulama fark yaratır; bu çerçeveyi TBDY 2018 rehberimizde ayrıntılı anlattık.
Söylentiler ve bilimsel gerçekler: hangisine inanmalı?
Marmara depremi gündeme geldikçe aynı söylentiler dolaşıma girer. Aşağıdaki tablo, sık duyulan iddiaları bilimin söyledikleriyle karşılaştırıyor:
| Sık Duyulan Söylenti | Bilimsel Gerçek |
|---|---|
| “Deprem şu tarihte olacak.” | Depremin zamanı önceden bilinemez; tarih veren hiçbir açıklamanın bilimsel dayanağı yoktur. |
| “Küçük depremler enerjiyi boşaltıyor, büyüğü olmayacak.” | Küçük sarsıntılar fayda biriken enerjiyi anlamlı ölçüde boşaltmaz; sismik boşluk değerlendirmesi geçerliliğini korur. |
| “Hayvan davranışlarından / hava olaylarından deprem anlaşılır.” | Güvenilir ve tekrarlanabilir bir öncü işaret bilimsel olarak doğrulanmamıştır; kurumlar bu tür iddialara itibar edilmemesini söyler. |
| “Nasılsa bir şey yapılamaz, kadere bırakmak gerekir.” | Bilimin en net mesajının tam tersi: bina bazında tespit, güçlendirme ve dönüşüm can kaybını azaltan kanıtlanmış yollardır. |
| “Deprem olacaksa tüm İstanbul yıkılır.” | Hasar binadan binaya değişir; sağlam zemin ve doğru mühendislikle yapılmış binalar büyük depremleri hasarsız ya da az hasarla atlatabilir. |
Bina sahibi olarak bu bilgiyle ne yapmalıyım?
Bilimin işaret ettiği tablo kişisel düzeyde tek bir eylem alanına çıkar: oturduğunuz binanın gerçek durumunu öğrenmek. Depremin zamanını kontrol edemezsiniz; ama binanızın o depreme nasıl cevap vereceğini bugün öğrenebilir ve değiştirebilirsiniz. Adımlar bellidir:
- Durumu ölçün: Binanın beton dayanımı, donatısı ve taşıyıcı sistemi incelenir; beklenen depremdeki davranışı hesapla ortaya konur. Sürecin nasıl işlediğini deprem performans analizi yazımızda adım adım anlattık.
- Resmî tespit gerekiyorsa başlatın: 6306 sayılı Kanun kapsamındaki haklardan yararlanmak için riskli yapı tespiti süreci yürütülür.
- Sonuca göre karar verin: Analiz yetersizlik gösteriyorsa seçenekler güçlendirme ya da yeniden yapımdır. İki yolun karşılaştırmasını güçlendirme mi, yıkıp yeniden yapmak mı yazısında bulabilirsiniz.
Özetle: bilim insanları Marmara depremi için tarih vermiyor; çünkü verilemez. Verdikleri şey daha değerli: net bir yol haritası. Fayın geçmişi belgelenmiş, izleme kesintisiz, olasılık değerlendirmesi ortada. Geriye kalan tek değişken, o gün geldiğinde binanızın hangi durumda olacağıdır — ve bu, bugünden değiştirilebilir olan tek şeydir.